“Kalbimiz Durduğu Zaman Yaşam Duruyor, Ritim de Böyle Birşey”

“Kalbimiz Durduğu Zaman Yaşam Duruyor, Ritim de Böyle Birşey”
11 Kasım 2015 14:13

Bu ayki sayımızda Çanakkale’de Fevzipaşa Mahallesi Eczane Sokak’ta açılan DümTeka Atölyesi’nin kurucusuPerküsyon Hocası Özgür Evren’le bir söyleşi gerçekleştirdik.

Otuz yıldır darbuka çalan ve kendi tekniğini geliştiren Perküsyon Hocası Özgür Evren amatör ya da profesyonel, 7’den 70’e hayatında müziğe ve ritme yer ayıranların sağlam bir altyapı edinerek, istediği düzeye ulaşmalarını sağlamak adına aracılık yapmak ve paylaşımda bulunmak için yola çıktıklarını belirtti. “Ritim çalışmak, öğrenmek ruhumuzu dinlendiriyor, ruhumuzun müziğini yapıyoruz. Bizler de kalbi iki zamanlı çalışan varlıklarız. Kalbimiz durduğu zaman yaşam duruyor. Ritim de müzik de bir kalptir” diyen Evren, “ Kenarda ve arka planda kalan davulcular ve ritimciler o müziğin kalbini oluşturuyor. Burada bizim paylaştığımız en önemli şey bunun insanlara kazandıracağı disiplin ve sakinlik”dedi.

Kendinizi tanıtır mısınız, DümTeka Atölyesi’ni açmaya nasıl karar verdiniz?

2006 yılında Çanakkale’ye geldim, ailem Çanakkaleli. Müzikle ilgili akademik bir kariyerim yok, alaylıyım. Küçük yaşlardan beri darbukaya ilgim vardı. 17-18 yaşlarında bu işi profesyonel olarak yapmaya başladım. Ankara ve İzmir’de çalıştım. Çanakkale’ye geldikten sonra burada da çeşitli müzik grupları ile sahne aldım. Üniversite ile bir proje yaptık. Ritim topluluğu kurduk, gösteriler yaptık. Çanakkale’de çeşitli yerlerde ritim dersleri verdim. Ama hayalim böyle bir yer açmaktı ve Mehmet Galip Hoca’nın katkılarıyla bunu gerçekleştirdik.

Atölyede ne tür çalışmalar yapılıyor, nasıl bir eğitim veriliyor? 

Burası kesinlikle on derslik bir darbuka okulu değil,  bir ritim atölyesi. Ritim dediğiniz zaman elle vurulan bütün vurmalı çalgılar bunun içine dahil oluyor. Gönül verdiğimiz bir enstrümanla başlıyoruz çalışmalara, toprak darbuka ağırlıklı, etüt enstrümanlarımız var. Bu bizim buraya katılacak ritim severlere sunduğumuz bir ayrıcalık. Buradan Emin Bolat’a da teşekkür ediyorum, tasarıma ilişkin katkıları için. El yapımı, tamamen son nokta enstrümanlar kullanıyoruz.

Kursiyerler ne kadar süre ile eğitim alıyor? Hayatında eline darbuka almamış birine neler öğretebilirsiniz?

Burada sonsuz bir eğitim var, yaşam biçimi haline getiriyoruz. Ritmin ne olduğunu anlatıyoruz. En azından iyi bir müzik dinleyicisi oluyorlar. Günümüzde iyi müzik dinlemek de problem.  Kendi müziğimizden ve kültürümüzden ezgileri öğrenmek insana çok şey katıyor. Ritim çalışmak, öğrenmek kendi ruhumuzudinlendiriyor, kendi ruhumuzun müziğini yapıyoruz. Bizler de kalbi iki zamanlı çalışan varlıklarız. Kalbimiz durduğu zaman yaşam duruyor. Ritim de müzik de bir kalptir. Kenarda ve arka planda kalan davulcular ve ritimciler o müziğin kalbini oluşturuyor. Burada bizim paylaştığımız en önemli şey bunun insanlara kazandıracağı disiplin ve sakinlik. Ritmal zenginlik ve ritmin gücü. Gidip darbukayı alıp yola çıksam ve çalsam, kısa sürede 35-40 kişiyi toplayabilirim. Ritmin ve müziğin böyle bir gücü var.

En büyük hedefiniz nedir?

Bu atölye bilinçle gelen herkese açık ve tek istediğim yaşamı boyunca çeşitli dönemlerde buraya gelen kişilerden birkaç aşama sonra bilgilerin paylaşılması. Şu anda ritim topluluğumuz yok, kursiyerlerimiz var. Bunların içinden seçip bir grup oluşturacağız.

Toprak darbukanın özelliği nedir?

Doğal bir enstrüman. Adı üzerinde topraktan yapılıyor, üzerinde hayvan derisi ve tercihe göre balık derisi de kullanılıyor. Yapıştırma ve düğümleme sistemi ile enstrümanson halini alıyor. Akort yok, ısıtma aparatı var. Onunla içine ısıyı vererek, genleşmesi sağlanıyor. 30 yıldır darbuka ile iç içeyim. İyi bir dinleyiciyim. Özellikle toprak darbukanın bir sesi yok. Bu tondur diyemeyiz, burada kişinin duyumu, ses kalitesi önemli. Az ısıtması, ya da daha fazla genleştirmesi söz konusu.

Yaş gruplarına göre dersler nasıl oluyor, çocuklara yönelik programlar var mı?

Ders saatlerimizi kursiyerlerimize göre ayarlayabiliyoruz. Birebir çalışma ile daha çabuk birbirimize ulaşıyoruz, daha çabuk aktarım sağlandığı için çok kısa sürede ses çıkarma başlıyor. Enstrümanı kucağınıza aldığınızda nasıl küpe taktırdığınızda vücut onu bir yara sarıp, iyileştirmeye uğraşırsa aynı şekilde beden de enstrümanı hemen kabul etmiyor. Bir süre sonra kendi kendine durmaya başlıyor.

O zaman öğrenmede sıralama nasıl?

Önce tutmak, parmak sıralaması, çalım tekniklerini anlatıyoruz. Parmaklarımızdan ses çıkarmaya çalışıyoruz. Daha sonra basit ritimlerden başlayıp ilerliyoruz. Tamamen kişinin kendi özverisi ve performansına bağlı olarak cevap alınabilir. Zaman ayırmak önemli. Siz ne kadar zaman ayırırsanız o kadar geri dönüş sağlanıyor, ama ne kadar uzaklaşırsanız unutuyor ve geriliyorsunuz. Bizim ders kısıtlamamız yok, otuz gün boyunca her gün buraya uğrayabilirsiniz. Ders dışında paylaşımlar yapıyoruz. Biz Türkler de açık büfeyi çok seviyoruz, istediğiniz zaman enstrümanınızı alıp, gelip çalabilirsiniz.

Ritim olarak diğer enstrümanlar da var mı kurslarınızda?

Talebe göre enstrümanları kendi getirmeleri şartıyla elbette eğitim veriyoruz.

Çanakkale’de müziğe ve kurslara olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz?

Ben çok ümitliyim, çünkü bu şehrin Türkiye’nin en batısında olması bizim için büyük avantaj. Çanakkale benim için kültür ve sanatla buluşma şehri. Herkese kapımız açık.Sabırla herkese aynı kalitede bu hizmeti ve eğitimi sunuyoruz. Sadece insanların cesaretlenip adım atması gerekiyor.

Türkiye’deki başarılı darbuka ustaları kimler?

Mısırlı Ahmet, Cengiz Ercümer, Akatay Kardeşler, İzzet Kızıl, Mustafa İşleyen gibi üstatları da yıllardır takip ediyoruz. Bu ustalar yurt dışında daha çok tanınıyor. Önümüzdeki günlerde burada bir açılış yapıp bu değerli isimlerin bazılarını misafir etmek istiyoruz.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

Ben teşekkür ederim, atölyemiz 7 gün açık, bekleriz.

Bir Yorum Yazın

Reklam Alanı

Facebook Kutusu

Tasarım ve Programlama Engin Tasarım